BİLGİEVİ



1/5/2007 - 4.SINIF FEN SİTELER

http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/dersdestek/4.htm

 

http://www.fenokulu.net/

 

 

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

16/3/2007 - BLOG ORTAKLARININ OKUMASINI RİCA EDERİM ÖNEMLİ!

 

Merhaba arkadaşlar,

 

Bugün mesaj kutumuzda mesajları okurken, blog ortaklarımızdan birinin  girlsrock adlı blogcu arkadaşına şifremizi verdiğini öğrendim. Bir ara girlsrock in sitesi ile bizimki karışmış. Açılan kitap giflerinin arasında ölümüne rock yazıları falan çıkmış.  Bazıları bu ne biçim rock sitesi diye mesajlar yazmış. Rita ile tartışmışlar.

 

Dikkatimi çekti. Ben de bu nasıl oldu diye merak edip mesajları okumaya başladım. Önce durumu anlamadım. Sonra girlsrock adlı kişi:  blogumuzun sifresini bir arkadaşının ona verdiğini, sifremizi kullanarak girdiğini, o sırada kendi blogunun da açık olduğunu,  kendi şablonu ile bizim kutuphanemizin sablon kodlarının karıştığını  ve  düzelttiğini yazmış. Şifreyi veren kişiyi lütfen sormayın diye eklemiş. Böyle bir açıklama yapmış.

 

Çok şaşırdım. Hayal kırıklığına uğradım. Bu işe başlarken blogumuz dışında (arkadaşımız, kardeşimi de olsa) dışarıdan hiç kimseye blog şifremizi vermeyeceğimize dair söz vermiştik. Kimsenin  böyle bir davranışta bulunacağına inanmamıştım. Güvenmiştim.  Sifremizi veren arkadaşımızı,  bizden izinsiz şifremizi kullarak blogumuza giren girlsrock nickli kişiyi de kınıyorum.

 

Blogumuzu hep beraber, emek verip , el birliği ile bu hale getirdik.  Bu güzel bloga bi şey olsun ister miyiz? Şifreyi öğrenen kişilerin blogumuzu silmeyecekleri , kodları bozmayacakları, yada şifreyi başka arkadaşlarına vermeyecekleri ne malum? Blogumuzun güvenliğinin tehlikeye girdiğini düşünüyorum.  O nedenle blog kurucusu olarak sifreyi değiştirmek zorunda kaldım.

 

Şimdi  şifremizi  veren  arkadaş kim olduğunu açıklamadıkça herkes zan altında kalacak.  Bunu yapan kişinin bana yazmasını bekliyorum.  Kimliğini açıklamadıkça ne yazık ki üzülerek yeni şifreyi kimseye gönderemeyeceğimi bildiririm.

 

Ben kim olduğunu araştırıyorum. Ortaya çıktığında blog ortakları olarak bundan sonra nasıl bir yol izleyeceğimize birlikte karar veririz . Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz. Maillerinizi bekliyorum. Yazarsanız sevinirim.

 

Aldığım bu karar konusunda beni anlayışla karşılayacağınızı umuyorum.

 

Sevgiler…

 

İremkiz.

Insert Smilie

7 YorumYorum yaz!Bağlantı

16/3/2007 - 6.SINIF FEN DENEYLERİ 3

 

 

 

 

VOLTA  PİLİNİN ÇALIŞMA PRENSİBİNİN İNCELENMESİ

DENEYİN AMACI: Volta pilinin yapısını ve özelliklerini incelemek.

HAZIRLIK SORULARI:

1-Volta pilinin içerisindeki kimyasal dönüşüm nasıl olmaktadır? Araştırınız.

2-Günümüzde volta pili yerine kuru pillerin kullanımının tercih edilmesinin nedenlerini araştırınız.

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.üç ayak veya döküm ayak (2 adet)

5.çinko elektrot

9.bağlama parçası

2.statif çubuk

6.hertz ayağı

10.voltmetre

3.bakır elektrot

7.beherglas

11.anahtar

4.bağlantı kablosu

8.sülfirik asit

12.ampul ve duy

DENEY DÜZENEĞİ:

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Beherglas içine 200 ml su koyunuz. Üzerine bir miktar sülfirik asit dökünüz.

2-Bakır ve çinko elektrotları şekilde görüldüğü gibi çözeltiye daldırınız.(Gerekirse iki döküm ayak arasına Statif çubuk geçirerek, hertz ayaklarına elektrotlar tutturulabilir.)

3-Voltmetrenin  ( + ) ucuna bakır, ( - )ucuna çinko elektrotları bağlıyarak pilin E.M.K. ‘sını ölçünüz.

DENEYİN SONUCU:

Voltmetre göstergesinin hareket etmesi devreden bir akım geçtiğini gösterir. Volta pilinde voltmetrenin gösterdiği değer 1,1 volttur.

TEORİK BİLGİ:

Bir iletken çözelti içine iki farklı iletken çubuk batırılarak bir pil meydana getirilir. İletken çözeltiye elektrolit, iletken çubuklara da elektrot denir. Çubuklar pilin kutuplarıdır.

            İlk defa İtalyan fizikçisi Alessandro Count VOLTA bu düzeneği kurup ilk elektrik üretecini yaptığı için bu pile “volta pili” denir.

            Sulandırılmış sülfirik asit çözeltisi içine batırılarak basit bir volta pili yapılabilir. Çinko atomları çözelti içinde çözünerek  (+) yüklü iyon durumuna geçerler. Bu durumda çinko elektrot ( - ) , bakır elektrot ( + ) yük kazanır. Çinko elektrottaki ( - ) yükler iletken vasıtasıyla bakır elektrota ulaştıklarında çözeltiden gelen hidrojen iyonları nötr hale geçip gaz halinde bakır elektrot üzerinde toplanırlar. Zamanla bakır elektrot etrafında hidrojen gazının birikmesi arttığı için volta pili akım vermez hale gelir. Bu olaya “kutuplanma” denir. Deneyin sonunda(-) kutup çinko levha,  ( + )kutup ise bakır levha olmuştur.

            Yeni yapılmış bir volta pilinin iki kutbu arasına bir voltmetre bağlanırsa, voltmetre 1,1 voltu gösterir.  Volta pili çok çabuk biten bir pildir. Elektrolitleri sıvı olduğundan bir yerden bir yere taşınması zordur ve ekonomik değildir.  Bu bakımdan günümüzde bunun yerine kuru piller tercih edilir.

 

İLETKENLERİN ELEKTRİK AKIMINA GÖSTERDİKLERİ TEPKİNİN İNCELENMESİ

DENEYİN AMACI: İletkenlerin elektrik akımının geçişine gösterdikleri tepkiyi görmek.

HAZIRLIK SORULARI.

1-Bir devrede İletken bir telin uzunluğu arttırılırsa direncin büyüklüğü nasıl değişir? Tartışınız.

2-İletkenin kesiti değiştirilirse direncinde değişme olur mu? Nedenlerini araştırınız.

3-İletken bir telin direnci telin cinsine bağlı mıdır? Tartışınız.

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.döküm ayak -2 adet

3.bağlantı kablosu

5.güç kaynağı

2.yalıtkan saplı çubuk-2 adet

4.ampul ve duy

6.değişik kesitlerde nikel – krom tel

DENEY DÜZENEĞİ:

                                                                                                                                                                                                                                                                    

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Şekilde görülen devreyi kurunuz.

2-Bağlantı kablosunun bir ucunu yalıtkan saplı çubuğa  takınız.

3-Diğer bağlantı kablosunun ucunu direnç teli üzerinde yavaş yavaş gezdiriniz.  Telin devreye giren boyu uzadıkça ampulun ışıması zayıflar.

4-Bu defa telin uzunluğunu yarıya düşürerek aynı deneyi tekrarlayınız.

5-Deneyinizi değişik cins iletken tel kullanarak tekrarlayınız.

DENEYİN SONUCU:

İletkenin boyu arttıkça iletkenin direnci de artar, boyu kısaldıkça iletkenin direnci de azalır.

İletkenin kesiti arttıkça direnç azalır, kesit azalırsa direnç artar.

İletkenin direnci , iletkenin cinsine (özdirencine)  bağlıdır.

TEORİK BİLGİ:

            Bir iletkenin herhangi bir kesitinden birim zamanda geçen yük miktarına “elektrik akımı” denir. 

            Akım şiddeti devreye seri bağlanan ampermetre ile ölçülür. Bir iletkenin iki ucu arasındaki gerilim farkına “volt” denir ve devreye paralel bağlanan voltmetre ile ölçülür.

Bir iletkenin direnci; a)İletkenin boyu ile doğru orantılıdır.  b)İletkenin kesiti ile ters orantılıdır.    c)İletkenin özdirenci ile doğru orantılıdır. Buna göre : R = q x l/S  olur.

Direnç =Özdirenç x iletkenin boyu / iletkenin kesiti şeklinde ifade edilir.

 

 

ELEKTRİK ENERJİSİNİN  ISI ENERJİSİNE DÖNÜŞÜMÜNÜN İNCELENMESİ

DENEYİN AMACI: Elektrik enerjisinin ısı enerjisine dönüştüğünü görmek.

HAZIRLIK SORULARI:

1-Evimizde kullanılan elektrik sobasının ısı vermesi nasıl gerçekleşmektedir?Araştırınız.

2-Elektrik akımı bir iletken üzerinden akarken ısı enerjisine dönüşür mü? Nedenlerini araştırınız.      

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.döküm ayak-2 adet

2.yalıtkan saplı çubuk-2 adet

3.bağlantı kablosu

4.güç kaynağı

5.nikel krom tel ( 0,4 mm ve 0,2 mm)

DENEY DÜZENEĞİ:

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Şekildeki düzeneği hazırlayınız.

2-Bağlantı kablosunun birini nikel krom tel üzerinde gezdiriniz. Bağlantı kablosunun arasında kalan nikel krom telin boyu kısaldıkça ısınmanın arttığını gözleyiniz.

3-Deneyi değişik kalınlıkta nikel krom telle tekrarlayınız.

DENEYİN SONUCU: 

İletken telin akkor hale gelmesi, tel üzerinde elektriksel enerjinin ısı enerjisine dönüştüğünü gösterir.

TEORİK BİLGİ:

            Isı bir enerji çeşididir. İletkenden akım geçtiğinde iletken içerisindeki serbest elektronların kinetik enerjileri, iletkenin atom ve moleküllerine çarparak enerjilerini aktarırlar.  Bunun sonucu olarak da atom moleküllerin titreşim genliği artar ve iletkenler ısınır.

            Direnci büyük iletkenlerde yüklerin kazandıkları enerjinin tamamına yakını ısıya dönüşür.        

 

İLETKENLERİN DİRENCİNİN  HANGİ ETKENLERE BAĞLI OLDUĞUNUN İNCELENMESİ (OHM KANUNU)

DENEYİN AMACI: Bir iletkenin iki ucu arasındaki potansiyel farkı ile meydana gelen akım şiddeti arasındaki bağıntıyı görmek.

HAZIRLIK SORULARI:

1-Cadde veya sokağınızdan geçen elektrik tellerinin kalınlığı ile evinize gelen tellerin kalınlığı aynı mıdır? Nedenlerini araştırınız.

2-Elektrik tellerinde iletken tel olarak ne kullanılmaktadır? Araştırınız.

3-Reosta ne işe yarar?

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.döküm ayak (2 adet)

4.hertz ayağı (2 adet)

7.duylu ampul

2.nikel-krom tel (0,4mm)

5.ampermetre

8.voltmetre

3.nikel-krom tel (0,2mm)

6.bağlantı kablosu

9.reosta

DENEY DÜZENEĞİ:

DENEYİN YAPILIŞI:

1-0,4mm. Kalınlıktaki nikel-krom tel kullanarak şekildeki devreyi kurunuz. Devreyi güç kaynağının doğru akım uçlarına bağlayınız.

2-Devredeki reostayı kullanarak gerilim değerlerini değiştiriniz ve her seferinde ampermetre ile voltmetredeki değerleri okuyunuz.  Bu değerleri kullanarak V / I = SABİT = R olduğunu görünüz.

3-Telin boyunu iki katına çıkararak R değerini bulunuz ve ilk bulduğunuz değerle karşılaştırınız.

4-Bu defa aynı işlemleri 0,2 mm’lik nikel – krom tel kullanarak gerçekleştiriniz. Bu deneyden elde ettiğiniz sonuçlarla önceki deney sonuçlarını karşılaştırınız.

5-Aynı boyda aynı kalınlıkta bakır tel kullanarak deneyi tekrarlayınız , sonuçları karşılaştırınız.

DENEYİN SONUCU:

Direnç iletkenin özdirenci ve boyu ile doğru, kesiti ile ters orantılıdır.

TEORİK BİLGİ:

Ohm Kanuna göre “bir iletkenin iki ucu arasındaki potansiyel farkının, iletkenden geçen akım şiddetine oranı sabittir.” Bu sabit değer iletkenin direncidir ve “R” ile gösterilir.

Aşağıdaki şekilde görüldüğü üzere devrede iletkenin uçları arasındaki potansiyel farkları devredeki voltmetreden V1, V2 ,V3 , …olarak, akım şiddetleri  devredeki ampermetreden I1 , I2 ,I3 ,… olarak okunur.

V1 / I1  = V2  / I2 = V3 / I3 = R = SABİT     olduğu görülür.

 

 

BASİT BİR ELEKTRİK DEVRESİNİN DÜZENLENMESİ
(Akan Elektrik)

DENEYİN AMACI: Anahtar, üreteç ve duy kullanarak, devre yapmak ve bir elektrik devresinde bulunması gereken üç elemanı tanımak.  Anahtar durumuna göre açık devre ve kapalı devre yapmak.

HAZIRLIK SORULARI:

1-Basit bir elektrik devresini nasıl oluşturabiliriz? Bir elektreik devresinde hangi elemanlar bulunur?Tartışınız.

2-Bir elektrik devresinde seri ve paralel devreler nasıl oluşturulur? Araştırınız.

3-Açık devre ve kapalı devre deyince ne anlıyorsunuz? Tartışınız.

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.güç kaynağı

2.duy (lambasıyla birlikte)

3.anahtar

4.bağlantı kablosu

DENEY DÜZENEĞİ:

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Güç kaynağının ( + ) ve ( - ) kutbuna birer bağlantı kablosu takınız.

2-Bağlantı kablosunun bir ucunu anahtara, diğer ucunu ampule bağlayınız.

3-Anahtar açık konumdayken güç kaynağını 3-4,5 volta getirerek açınız.

4-Anahtar açık konumdayken ampülün yanmadığını gözleyiniz.

5-Bu defa anahtarı kapatıp, devreyi tamamlayınız ve ampülün yandığını gözleyiniz.

DENEYİN SONUCU:

Akım geçmeyen devreye “açık devre”, akım geçen devreye “kapalı devre” denir.

TEORİK BİLGİ:

Üretecin bir ucundan diğer ucuna elektrik yüklerinin hareketini sağlayan kesintisiz iletken yola “elektrik devresi” denir. Elektrik devresinde akımın yönü ( + ) kutuptan, ( - )  kutba doğrudur.

 

 

AKÜMÜLATÖRÜN ÇALIŞMA PRENSİBİNİN İNCELENMESİ

DENEYİN AMACI: Elektrik enerjisini kimyasal enerjiye çevirmek, depolanan enerjiyi tekrar elektrik enerjisine çevirerek “şarj ve deşarj” olaylarını görmek.

HAZIRLIK SORULARI:

1-Araçlardaki akülerin şarz ve dejarz olayı nasıl gerçekleşir?Araştırınız.

2-Boşalan bir aküyü tekrar şarz etmek için ne yapılması gerekir?

3-Araçlarda kullanılan akülerin gerilimi kaç volttur?Araştırınız.

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.döküm ayak (2 adet)

4.hertz ayağı (2 adet)

7.ampul (2,5 volt)

10.sülfirik asit

2.statif çubuk

5.kurşun levha(2 adet)

8.geniş beherglas

11.güç kaynağı

3.bağlama parçası

6.bağlantı kablosu

9.ampul duyu

 

DENEY DÜZENEĞİ:

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Döküm ayağa statif çubukları bağlayınız. Üstüne bağlama parçası yardımıyla hertz ayaklarını tutturunuz.

2-Beherglas içerisine üçte iki kadar su koyunuz. İçerisine az miktar sülfirik asit koyunuz.

3-Hertz ayaklarına 2 tane kurşun levhayı bağlayınız. Kurşun levhaları hazırladığınız sülfirik asit çözeltisine daldırınız.

4-Hertz ayaklarının küçük deliklerine bağlantı kablolarını takınız. Bağlantı kablosunun bir ucunu güç kaynağının ( + ) kutbuna, diğer ucunu da ( - ) kutbuna bağlayınız.

5-Tüm bağlantıları yapıp şekildeki düzeneği oluşturduktan sonra güç kaynağını 6-8 volt arasında açınız.

6-Asidin içerisindeki kurşun levhalardan kabarcıklar çıkacaktır. 5 dakika bekleyiniz. Sonra güç kaynağındaki bağlantı kablolarını söküp, hemen ampul duyuna bağlayınız. Ampulun yandığını gözleyiniz.

DENEYİN SONUCU:

Akümülatörler doldurulurken elektrik enerjisini depolar, boşalırken de biriktirdikleri enerjiyi kimyasal yolla elektrik akımına çevirirler.

TEORİK BİLGİ:

Akümülatör (halk dilinde akü olarak bilinir) ; elektrik enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürerek depolayan, kimyasal enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebilen doğru akım kaynaklarıdır.

Akümülatörde elektrolit olarak sülfirik asit çözeltisi, elektrot olarak da genellikle kurşun elektrotlar kullanılır.Sülfirik asit içerisine konulan kurşun elekrotlarda potansiyel fark oluşturmak için doğru akım kaynağına bağlanır (ŞARJ). Bir süre (5 dk.) akım verilerek elektrotlarda potansiyel fark oluşturulur. Bu durumda (- ) kutba bağlı elektrot kurşun (Pb+), ( + ) kutba bağlı elektrot ise kurşun dioksit (PbO2) haline gelir. Elektrolit içinde iki farklı elektrot gibi davranırlar ve akım verebilecek doğru akım kaynağı elde edilir. Devreye voltmetre bağlanırsa potansiyel farkın 2,2 volt olduğu görülür. Bu değer kısa sürede 2 volta düşer ve bir müddet bu değerden akım verir.

Elektrotlar aynı kap içerisinde farklı gözlere konup seri bağlanırsa “akü” elde edilir. Akümülatör akım verirken doldurma sırasındaki olaylar tersine döner.  Bu olaya “DEŞARJ” denir.

 

K:http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/son_deney/konular/6.htm

 

Insert Smilie

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

16/3/2007 - 6.SINIF FEN DENEYLERİ 2

 

 
 

 

YÜKLÜ BİR EBONİT ÇUBUĞUN SUYU ÇEKTİĞİNİN GÖZLENMESİ

DENEYİN AMACI: Elektrikle yüklenmiş yalıtkan maddelerde bulunan elektronların, uygun ortamda bir başka maddeye aktığını görmek.

HAZIRLIK SORUSU:

Yüklü bir ebonit çubuk çeşmeden akan suya yaklaştırılırsa suyun akışını etkiler mi? Tartışınız.

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.döküm ayak

4.şişe tutturucu

7.geniş beherglas

10.yün parçası

2.statif çubuk

5.kısa cam boru

8.tabanı kesik şişe

11.su

3.bağlama parçası

6.tek delikli tıpa

9.ebonit çubuk

 

DENEY DÜZENEĞİ:

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Statif çubuğa bağlama parçası takıp, bu parçaya şişe tutturucusunu takınız.

2-Cam boruyu lastik tıpaya geçiriniz ve şişenin ağzına sıkıca kapayarak şekildeki düzeneği hazırlayınız.

3-Beherglasa su koyunuz. Cam borunun ağzını kapatarak şişeye su doldurunuz.

4-Ebonit çubuğu yüne sürterek elektrikle yükleyiniz.

5-Parmağınızı cam borudan çekiniz ve akan suya yüklediğiniz ebonit çubuğu yaklaştırınız. Çubuğun suyu çektiğini gözleyiniz. Çubuğu ters tarafta tutarak deneyi tekrarlayınız.

DENEYİN SONUCU:

Yüklü bir cisim bir iletkene yaklaştırıldığında yüklerin ayrılmasına neden olur. Bu olaya “elektrostatik indüksiyon” (etkiyle elektriklenme ) denir.

TEORİK BİLGİ:

Yünlü kumaş parçasına sürtülerek negatif ( - ) yükle yüklenen ebonit çubuk,  çeşmeden ip şeklinde çok ince akan suya yaklaştırılırsa suyu kendine doğru çeker. Çünkü bir iletkene (metal, su .. ) yaklaştırılan yüklü bir cismin etkisiyle, yüklerin ayrılmasına “etkiyle elektriklenme” denir.

Yaklaştırılan cisimdeki yüklerin etkisiyle iletkendeki aynı cins yüklerin itildiği, zıt yüklerin birbirini çektiği görülür.

            Etki ile elektriklenmede yüklü cisimle nötr cisim birbirlerine dokunmadığından aralarında elektron alış verişi olmaz. Yalnız nötr cismin elektronları yer değişir. Yüklü cisim uzaklaştırılırsa elektronlar tekrar eski yerlerine dönerler.  Bu şekilde cisim tekrar nötr hale gelir.

 

ELEKTRİKLE YÜKLÜ CİSİMLERİN BİRBİRİNE ETKİSİNİN  İNCELENMESİ
(Elektrik sarkacı)

DENEYİN AMACI: Elektriklenmiş cisimlerin birbirlerine uyguladıkları itme ve çekme kuvvetlerini  incelemek.

HAZIRLIK SORULARI:

1-Tarak hiçbir etki olmadan saçınıza yaklaştırılırsa saç kıllarını çeker mi? Nedenlerini tartışınız.

2-Kuru havada tarakla saçınızı taradığınızda tarak saç kıllarınızı niçin çeker?

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.döküm ayak

5.elektostatik takımı

2.statif çubuk

6.ikili bağlama parçası

3.hertz ayağı

7.alüminyum kağıt

4.iplik

 

DENEY DÜZENEĞİ:

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Naylon ağ ipliğinden 40-50 cm uzunluğunda bir lif ayırınız. Bu lifin ucuna alüminyum kağıdını kabaca sararak  bir küre haline getiriniz ve statif çubuğa bağlanmış hertz ayağına asınız. Böylece bir elektrik sarkacı hazırlamış olursunuz.

2-Yuvarlak plastik çubuğa çuhayı aynı yönde 4-5 kere sürtüp sarkaca yaklaştırınız. Sarkacın hareketini izleyiniz.

3-Cetvel şeklindeki plastik çubuğu çuhaya 4-5 defa aynı yönde sürtünüz ve çubukla yüklemiş olduğunuz sarkaca yaklaştırınız. Sarkacın hareketini izleyiniz.

DENEYİN SONUCU:

Aynı cins elektrik yükü ile yüklü cisimler birbirini iterken, farklı cins elektrik yükü ile yüklü cisimler birbirlerini çekerler.

TEORİK BİLGİ:

            Birbirine sürtünen cisimlerden  biri pozitif elektrik yükü kazanırken diğeride eşit miktarda negatif elektrik yükü kazanır. Bu tür elektriklenmeye “sürtünme ile elektriklenme” denir.  Bu tür elektriklenmede birbirine sürtünen cisimler dışardan yük almazlar, sürtülen cisimlerin birinden diğerine yük geçişi olur.

            Elektriklenmiş cisimler birbirlerini iki şekilde etkiler; bunlar itme ve çekmedir.

 

ELEKTROSKOBUN TANITILMASI

DENEYİN AMACI: Elektroskop yardımıyla bir cismin yüklü olup olmadığını, yüklü ise hangi cins yükle yüklendiğini bulmak.

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1-elektrostatik takım

2-elektroskop

DENEY DÜZENEĞİ:

TEORİK BİLGİ  :

            Bir cismin yüklü olup olmadığını yüklü ise yükünün, cinsini bulmak için kullanılmaya yarayan araca “Elektroskop” denir. Elektroskop yüksüzken metal yapraklar kapalıdır. ( - ) yükle yüklenmiş bir elektroskobun topuzuna parmağımızla dokunursak, negatif yükler vücudumuz üzerinden toprağa akar, elektroskop nötr hale gelir ve yaprakları tamamen kapanır. (+) yüklü elektroskopta; negatif yükler topraktan elektroskopa geçer ve yapraklar yine kapanır. Bu olaya “elektroskobun boşalması” denir.

 

 

 

YÜKLÜ CİSİMLERİN  ELEKTROSKOBA ETKİSİNİN İNCELENMESİ

DENEYİN AMACI: Yüklü cisimlerin elektroskop üzerindeki etkisini incelemek.

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1-elektrostatik takım

2-elektroskop

HAZIRLIK SORUSU:

1-Bir cismin yüklü olup olmadığını nasıl anlarsınız? Araştırınız.

2-Yüklü bir elektroskobun yükünü  nasıl boşaltabiliriz?Tartışınız.

1.  Yüklü bir cismi nötr bir elektroskoba yaklaştırırsak, topuz yaklaştırılan cismin yükünün zıttı ile, yapraklar ise aynı yükle yüklenirler.

 Yapraklar açılır.

2.  Yüklü bir cismi nötr bir elektroskoba dokundurursak topuz ve yaprak aynı yükle yüklenir.

  Yapraklar açılır.

3.  Yüklü bir cismi zıt yüklü bir elektroskoba yaklaştırırsak, elektroskobun ve yüklü cismin yük miktarına bağlı     olmak şartıyla;

     a)Yapraklar biraz kapanabilir.(Elektroskop yükü çoksa)

     b)Yapraklar tamamen kapanabilir.(Yükler eşitse)

     c)Yapraklar önce kapanıp sonra açılabilir.(Cismin yükü çoksa)

4. Yüklü bir cismi aynı yüklü bir elektroskoba yaklaştırırsak yapraklar biraz daha açılır.

Eğer dokundurulursa ;

a)Yapraklar biraz açılır. (cismin yükü fazla ise)         b)Yaprakta değişme olmaz. (yükler eşit ise)      c)Yapraklar biraz kapanır.(Elektroskobun yük fazla)

5. Yüklü bir cismi zıt yüklü bir elektroskoba dokundurursak, yük miktarlarına bağlı olmak şartıyla üç durum gözlenir:

     a)Yapraklar biraz kapanabilir.(Elektroskobun Yükü fazla ise)

     b)Yapraklar tamamen  kapanabilir. (Yükler eşitse)

     c)Yapraklar önce kapanıp sonra zıt yüklenerek açılabilir.(Cismin yükü fazla ise)

 

YÜKLÜ CİSİMLER ARASINDAKİ KIVILCIM ATLAMASININ GÖZLENMESİ

(ELEKTROFOR DENEYİ)

DENEYİN AMACI: Yalıtkan bir cismi  elektrik yükleriyle yükleyip,  kıvılcım atlamasını görmek.

HAZIRLIK SORULARI:

1-Yağışlı havalarda şimşek çaktığı zaman radyonun parazit yapmasının sebebi nedir?

2-Kışın üzerimizdeki yünlü kazakları üzerimizden çıkarırken çıtırtı çıkmasının nedenlerini araştırınız.

3-Akaryakıt taşıyan tankerlerin depoların altına yere değecek şekilde zincir sarkıtmasının nedenlerini araştırınız.

DENEY DÜZENEĞİ:

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.üç ayak

4.ebonit çubuk

7.plastik levha

2.statif çubuk

5.ikili bağlama parçası

8.yalıtkan saplı metal tabla

3.hertz ayağı

6.naylon ağ ipliği

9.elektroskop

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Naylon ağ ipliğinden 40-50 cm uzunluğunda bir lif ayırınız. Bu lifin ucuna aliminyum kağıdını kabaca sararak  bir küre haline getiriniz ve statif çubuğa bağlanmış hertz ayağına asınız. Böylece bir elektrik sarkacı hazırlamış olursunuz.

2-Plastik levhayı, çuha ile sürterek elektrikleyiniz. Metal tablayı plastik levha üzerine oturtunuz ve parmağınızı metal tablaya dokundurup çekiniz.

3-Metal tablanın yalıtkan sapından tutarak hazırladığınız elektrik sarkacına yaklaştırınız ve sarkacın hareketini gözleyiniz.

4-Yüklü elektroforu elektroskobun başlığına yaklaştırarak kıvılcım atlaması ile birlikte elektroskobun yüklendiğini gözleyiniz.

DENEYİN SONUCU:

Yüklü cisimler birbirini ya iter ya da çekerler. Aynı cins yükler birbirini iterken, zıt yüklü cisimler birbirini çeker. Sürtünme ile elektriklenmede cisimler zıt yükle,  dokunma ile elektriklenmede ise aynı yükle yüklenir.Etki ile elektriklenmede  yakın uç zıt uzak uç ise aynı cins elektrik yükü ile  yüklenir.

           

K:http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/son_deney/konular/6.htm

Insert Smilie

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

16/3/2007 - 6.SINIF FEN DENEYLERİ 1

 

 

 
 

 

MİKROSKOP  YAPISININ  TANITILMASI

HAZIRLIK SORULARI:

1-Mikroskop ne işe yarar? Araştırınız.

2-Mikroskop çeşitleri nelerdir? Nerelerde kullanılır?

Mikroskop genel anlamda gövde kolu ve alt kaide  olmak üzere iki kısımdan oluşur.

 Bütün diğer parçalar bu iki parça üzerine yerleştirilir.

Mikroskopların hareketli bir nesne tablası  vardır. Bu nesne tablası kaba  ve ince  ayar

 kontrol düğmeleri ile aşağı ve yukarı hareket ettirilebilir.Lam ve lamel( preparat ) iki nesne klipsinin

altına gelecek şekilde nesne tablasının üzerine yerleştirilir.

45 derece açılı tüpün  üst kısmında değiştirilebilir bir oküler bulunmaktadır. Alt kısmında ise objektiflerin sabitlendiği bilye yataklı ve dört objektif yuvalı hareketli bir revolver

vardır. Bir mikroskobun büyütmesi şu şekilde hesaplanır: MİKROSKOP BÜYÜTMESİ=  OKÜLER     X  OBJEKTİF

(Örneğin oküler 5x, objektif  40x olan bir mikroskobun büyütmesi = 5 X 40 = 200 olur.) Mikroskopta aydınlatma bir tarafı düzlem/ iç bükey ayna ve tablanın altındaki iris diyafram

İle yapılmaktadır.

Mikroskopta inceleme esnasında yapılması gerekenler şunlardır:
( Görüntünün odaklanması )
1-Preparatı ( lam ve lameli ) nesne tablasının üzerindeki sıkıştırma klipslerinin altına yerleştirin.
2-Her zaman  için en düşük büyütme seviyesi olan objektif ile çalışmaya başlayın.
3-Kaba ayar düğmesi ile nesne tablasını en üst seviyeye çıkartıncaya kadar tablanın kenarına bakın.
4-Daha sonra tüpe bakarak preparattaki görüntü belirinceye kadar  kaba ayar düğmesini aşağıya doğru çevirin.
5-Kaba ayar yapıldıktan sonra ince ayar düğmesi ile keskin bir görüntü alıncaya kadar ayar yapın.
6-Büyütmeyi arttırmak için hareketli revolveri saat yönünde çevirerek ve her objektif değişikliğinde sadece ince ayar düğmesini ayarlayarak görüntüyü odaklayabilirsiniz.
7-Her büyütmede  ışığa gereksinim artacağından iris diyafram daha fazla açılmalıdır.

Mikroskop kullanımından sonra dikkat edilmesi gereken hususlar:
1- Mikroskop sadece gövde kolu üzerinden tutulmalı ve taşınmalıdır.
2-Objektifi tüpteki oküler ile birlikte en düşük büyütme seviyesine getirip bırakınız.
3-Aydınlatma sistemini kapatmayı unutmayınız.
4-Toz,  mikroskop ve optik aksamın en kötü düşmanıdır. Bu nedenle mikroskobun hassas iç bölümlerine tozun girmesini engellemek için herhangi bir objektifi veya oküleri kesinlikle mikroskop üzerinden çıkartmayınız.
5-Eğer mikroskobun gövdesi ve tablası  tozlu ise, tozun silinmesi için yumuşak pamuklu bez parçası kulanınız.
6-Tüm bu işlemlerden sonra artık mikroskobu  koruma örtüsüyle örtebilirsiniz. (veya çantasına yerleştirebilirsiniz. )

 

 

SOĞAN ZARI HÜCRESİNİN İNCELENMESİ

DENEYİN AMACI: Soğan zarı hücresini  mikroskop yardımıyla  incelemek.

HAZIRLIK SORUSU: Mikroskopla baktığınızda soğan zarı hücresinin hangi bölümlerini görebiliriz?

TEORİK BİLGİ:

Canlıları meydana getiren, yaşama ve çoğalma yeteneğindeki en küçük yapı birimine Hücre  denir.Hücre ilk kez 1665 yılında İngiliz bilim adamı Robert Hook  tarafından keşfedilmiştir.

Mikroskobun gelişmesiyle hücre hakkındaki bilgiler gelişmiş ve Hücre Teorisi ortaya çıkmıştır.Hücre teorisine göre:

1-Canlıların temel yapı ve görev birimi, hücrelerdir.

2-Bütün canlılar bir veya birçok hücreden meydana gelmiştir.

3-Hücreler bağımsız olmakla birlikte, iş bölümüne de katılabilirler.

4-Hücrelerde canlının kalıtım maddeleri bulunur.

5-Hücreler kendilerinden önceki hücrelerin bölünmesiyle meydana gelirler.

Hücreler üç ana bölümden oluşur.  I.Hücre zarı      II. Sitoplazma      III. Çekirdek

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1-mikroskop

5-metilen mavisi

9-damlalık

2-kuru soğan

6-lam

10-pens

3-bıçak

7-lamel

11- iyot çözeltisi

4-lügol çözeltisi

8-büyüteç

12- bistüri veya jilet

DENEY DÜZENEĞİ:

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Bıçak yardımıyla soğanı birkaç parçaya bölünüz. Etli parçalardan birini büyüteçle inceleyiniz.

2-Etli yaprağın iç kısmındaki ince zarı, pens yardımıyla ayırınız. Bu zarı da Büyüteçle inceleyiniz.

3-Soğan zarından  bistüri veya jilet yardımıyla küçük bir kesit alarak, incelenecek örneği (Preparat ) lamın

 üzerine koyunuz.

4-Damlalık ile preparatın üzerine bir damla su damlatınız.

5-Lamelle,  lama 45 derece açı yapacak şekilde preparatın üzerine yavaşça hava almayacak şekilde kapatınız.

6- Hazırladığınız örneği mikroskopta inceleyerek, gördüklerinizi çiziniz.

7-Aynı deneyi su  yerine bir damla metilen mavisi (yoksa tendürdiyot) ve lügol  veya iyot çözeltisi kullanarak tekrarlayınız.

Gördüklerinizi çizerek diğer şekillerle karşılaştırın.

DENEYİN SONUCU:

Etli parçaları ve soğan zarını büyüteçle incelediğinizde hücreyi net olarak göremezsiniz. Hücre ancak mikroskop yardımıyla gözlenebilir. Hazırladığınız deneyde su yerine diğer çözeltileri kullandığınızda  farklı görüntüler elde edersiniz. Lügol çözeltisi hücrenin çekirdeğini boyar. Metilen mavisi  ise sitoplazmadaki organelleri ve çekirdeği boyar.

 

 

 

AĞIZ İÇİ EPİTEL HÜCRELERİNİN İNCELENMESİ

DENEYİN AMACI:Ağız içi epitel hücrelerini mikroskopta incelemek, soğan zarı hücresiyle karşılaştırmak.

HAZIRLIK SORULARI:

1-Epitel hücreleri vücudun nerelerinde bulunur? Araştırınız.

2-Ağız içi epitel hücreleri ile soğan zarı hücresinin mikroskoptaki görünümleri arasındaki benzer ve farklılıkları nelerdir?

3-Bir bitki hücresi ile hayvan hücresi arasındaki benzer ve farklılıklar nelerdir? Araştırınız.

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1-mikroskop

5-metilen mavisi veya iyot çözeltisi

2-lam

6-su

3-lamel

7-damlalık

4-kalın uçlu kürdan

8-kurutma kağıdı

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Temiz bir lamın üzerine damlalıkla bir damla su koyunuz.

2-Ağzınızı açarak kürdanın kalın tarafıyla yanağınızın iç yüzeyini yada dilinizin üzerini  hafifçe sıyırınız..

3-Kürdanın ucundaki tükürüklü maddeyi, lamın üzerine damlatmış olduğunuz suya karıştırınız.Taşma olduğunda kurutma kağıdını kullanabilirsiniz.

4-Karışımın üzerine hava almayacak şekilde lamelle kapatınız. Preparatı mikroskopta inceleyerek, gördüklerinizi çiziniz.

5-Hazırladığınız örneğin üzerine damlalık yardımıyla metilen mavisi veya iyot çözeltisi damlatınız.

6-Lameli kapattıktan sonra tekrar inceleyiniz. Gördüğünüz şekilleri aşağıdakiyle karşılaştırınız.

DENEY SONUÇLARI:

Mikroskop incelemesinde boyanan hücrelerle boyanmayan hücreler arasında belirli farklar ortaya çıkmıştır. Boyanan hücrelerde çekirdek ve bazı hücre organelleri daha net görülür.Ağız içi epitelinde hücre duvarı ve kloraplast gibi organellerin olmadığı görülür.

 

 

YAPRAKTAKİ STOMA HÜCRELERİNİN İNCELENMESİ

DENEYİN AMACI:Bir yaprağın alt yüzeyinden alınan ince bir kesiti mikroskopta inceleyerek stoma (gözenek)  hücrelerini görmek.

HAZIRLIK SORULARI:

1-Stoma hücreleri bitkinin neresinde bulunur? Araştırınız.

2-Stoma hücrelerinin görevleri nelerdir?

KULLANILAN ARAÇ VE GEREÇLER:

1.yaprak

3.lamel

5.su

2.lam

4.mikroskop

6.bistüri veya jilet

DENEY DÜZENEĞİ:

DENEYİN YAPILIŞI:

1-Yaprağın alt yüzeyinden bistüri yardımıyla ince bir kesit alınız.

2-Lam üzerine bir damla su damlatarak kesiti üzerine koyunuz. Üzerini lamelle kapatınız.

3-Hazırladığınız preparatı mikroskopta inceleyiniz.

Gördüklerinizi yukarıdaki şekille karşılaştırınız.

TEORİK BİLGİ:

            Yapraklar, bitkilerin havayla en geniş yüzeyde ilişkisi olan organlardır. Terleme, solunum, fotosentez ve boşaltım gibi önemli faaliyetleri gerçekleştirir.

            Bitki için gerekli maddelerin alınması ve zararlı maddelerin dışarı atılması, gaz alış verişi  yaprakların alt kısmında bulunan “stomalar (gözenek)” ile yapılır.

Bitkilerde solunum olayı gece ve gündüz devam eder. Gece ışık olmadığından, fotosentez yapamazlar. Yani solunumda ortaya çıkan karbondioksit hücrede kullanılmaz, dışarı atılır.

            Bitkiler, yapraklarındaki stomaları ile aldıkları oksijeni, hücrelerindeki besinlerle birleştirerek yanmalarını sağlar. Yanma sonucunda su, karbondioksit ve enerji ortaya çıkar. Enerji bitkinin canlılık faaliyetlerini sürdürmek için kullanılırken, fazla su, terleme ile yapraklardaki gözeneklerden dışarı atılır. Karbondioksitin dışarı atılması yine bu gözenekler yardımıyla sağlanır.

K:http://egitek.meb.gov.tr/dersdesmer/son_deney/konular/6.htm

 

 

 

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

11/3/2007 - DERSİMİZ MATEMATİK...

Kategori: MATEMATIK

 

 
 

 

Insert Smilie

 

MERHABA BEN TİNA...(ESKİ ADIMLA BLOOMGİRL)BURAYLA İLGİLENEMEDİĞİM İÇİN ARKADAŞLARIMDAN ÖZÜR DİLİYORUM ÖNCELİKLE.HEMEN DERSE GEÇEYİM.

 

DERS:MATEMATİK

KONU:ALTIN ORAN VE FİBONECCİ SAYILARI

ÖĞR:TİNA

 

           Altın Oran ve Fibonacci Sayıları

    İtalyan matematikçi Fibonacci yazdığı matematik kitaplarından birinde tavşan çiftliği olan bir arkadaşıyla ilgili olduğunu iddia ettiği bir problem sorar. Bu probleme göre arkadaşının çiftliğindeki tavşanlar doğdukları ilk iki ay yavru yapmazlar. Üçüncü aydan itibaren her çift her ay bir çift yavru yapar. Buna göre Fibonacci'nin arkadaşı bir çift tavşanla başlarsa kaç ay sonra kaç çift tavşanı olur?

    İlk ay yeni doğmuş bir çift tavşanımız olsun. Matematik problemlerinde bu yavruların anasız babasız nasıl büyütülecekleri konusuna pek girilmez! İkinci ayda bu tavşanlar henüz yavrulamadıkları için hâlâ bir çift tavşanımız var. Üçüncü ay bunlar bir çift yavru verecek ve iki çift tavşanımız olacak. Yeni doğan çift dördüncü ay doğurmayacak, oysa ana babaları yeniden bir çift yavru yapacak ve toplam üç çift tavşanımız olacak. Bu şekilde devam edersek pek bir yere varamayacağız galiba. Düşünsenize 100. aya kadar hesabı böyle götürmemiz mümkün mü? Öyleyse daha cesur düşünelim: Örneğin 100. ayda kaç tavşanımız olacağını doğrudan hesaplamaya çalışalım. 99. ayda kaç tavşanımız varsa onların hepsi 100. ayda da olacak. Bunların bir kısmı yavrulayacak. Yavrulayacak olanların en az iki aylık olması gerektiğine göre 100. ayda yavrulayacak olanlar 98. ayda sahip olduğumuz tavşanların hepsi olacak. Demek ki 100. aydaki tavşan sayısını bulmak için 98. aydaki tavşan sayısıyla 99. aydaki tavşan sayısını toplamak gerekiyor.

    Bu hesaba bazı itirazlar yükselebilir. Biz sadece 100. aydaki sayıyı merak ediyorduk. Şimdi onu bulmak için hem 98. hem de 99. aylardaki sayıyı bulmamız gerekecek, işimiz birken ikiye katlandı. Ama durun. Bu hesabı 100. ayda değil üçüncü aydan itibaren yapalım. Birinci ve ikinci aylarda birer çift tavşanımız vardı. Demek ki üçüncü ay iki çift tavşanımız olacak. Şimdi ikinci aydaki bir çift ile üçüncü aydaki iki çifti toplayalım. Dördüncü aydaki üç çifti bulacağız. Böylece her ay daha önceki iki aydaki tavşan çiftlerinin sayısını toplarsak o ay kaç çift tavşanımız olacağını bulacağız.

    Yukardaki iki paragrafta kullandığımız matematik üslubu insanlığın matematiksel sembolleri icat edinceye kadar kullandıkları üsluptur. Oysa şimdi bütün bunları semboller yardımıyla kısaca yazabiliriz. Buna göre Fibonacci dizisi şöyle tanımlanır: Eğer n'inci aydaki tavşan çiftlerinin sayısını ile gösterirsek, dizisi aşağıdaki bağıntılarla tanımlanır:


    Buna göre Fibonacci sayılarının ilk birkaç tanesi şöyle sıralanacak; 1, 1, 2, 3, 5, 8, 13, 21, 34, 55, 89, 144, 233, 377, 610, 987, 1597, 2584, 4181.
    Bu arada unutmadan yukarda merak ettiğimiz 100. ayda kaç çift tavşan olacak sorusunun cevabını da yazalım;


    Şimdi de Fibonacci sayılarını bir kenara bırakıp tamamen farklı bir konuya geçelim; altın oran...

    Antikçağda ressamlar ve heykeltraşlar ideal insan ölçüleri üzerine kafa yormuşlar. Öyle ya sokaklarda sık sık rastladığımız o ölçüsü çok az kaçmış heykellerin ne denli gülünç göründüğünü ve günlerce gazetelerde alay konusu olduğunu düşünün. Eskiçağda "onur" daha önemli olduğu için olsa gerek sanatçılar böylesi gülünç heykeller yapmak istememişler. Bunun için bir ölçü bulmuşlar. İddiaya göre ideal insanın ölçüleri şöyle olmalıymış: Boy uzunluğunun göbekten ayak uçlarına olan uzunluğa oranı, göbekten ayak uçlarına olan uzunluğun göbekten başucuna olan uzunluğa olan oranına eşit. Sembolsüz matematik yapmaya alışık olmayan yirmibirinci yüzyıl okuyucusu için bunu cebirsel olarak yazmak gerekirse: İdeal insanın boyu x birim olsun. Göbeğinden ayak ucuna olan uzaklık da y birim olsun. Bu durumda göbeğinden başucuna olan uzaklık da x - y birim olacak. İddiaya göre ideal insandaki ölçüler şu denklemi sağlamalı:

 


    İdeal insanda sağlanması istenen bu orana, yani x / y oranına, altın oran denir ve ile gösterilir. Yukardaki denklemin sağ tarafındaki pay ve paydayı x'e bölerek altın oran, yani için şu denklemi buluruz:


    Buradan buluruz ve 'nin birden büyük olduğunu göz önüne alarak,

buluruz. Aralarında Mona Lisa tablosunun da bulunduğu pek çok eserin tuvalin içine bu oran gözetilerek yerleştirildiği iddia edilir. Sessiz sinemanın ünlü yönetmeni Eisenstein, Potemkin Zırhlısı filmindeki dramatik öğeleri altın orana göre yerleştirdiğini söyler...

    Altın oranla Fibonacci serileri arasında bir bağlantı olacağından şüphelenmeye başlamanızın zamanı geldi. Hiç bekletmeden bu ilişkiyi yazayım:


    Bu bağıntıyı "Fark Denklemleri" tekniğiyle ya da "Kuvvet Serileri" tekniğiyle keşfetmek mümkün. Ama en kolayı yukardaki ilişkiyi alıp tümevarım yoluyla doğru mu diye kontrol etmek. Her üç yöntemi de bir başka kitapta anlatmaya söz verip bu konuyu burada kapatıyorum. Ama ardışık iki Fibonacci sayısının oranının altın orana yakınsadığını da söylemeden edemeyeceğim...

 

DERS BİTTİ.UMARIM FAYDAM DOKUNMUŞTUR.

 

SEVGİLERİMLE...

 

TİNA...

 

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

4/3/2007 - İlginç bilgiler

Kategori: ILGINC BILGILER

 

 
 

 

 

 ♥ 18 Şubat 1979 yılında sahra çölüne kar yağmıştı.
  ♥ ABD’de, yaşları 20 ile 29 arasında olan zenci erkeklerin

üçte biri ya hapiste ya da gözaltında tutulmaktadır.
  ♥ Açık bir gecede, çıplak gözle iki bin ayrı yıldızı

görmek mümkündür.
  ♥ Albert Einstein dokuz yaşına kadar düzgün

konuşamamıştı.
  ♥ Amerika’da her saat 40 kişi kanserden hayatini k
aybediyor.
  ♥ Amerika’da satışa sunulan ilk cd,

Bruce springsteen`in "Born in Theusa" albümüdür.
  ♥ Amerikan havayolları, uçuşlarda yolculara

 sunduğu kahvaltılarda her tepsiden bir zeytini

kaldırarak 1987 yılında 40 bin dolar kar etmiştir.
  ♥ Aslanlar bir günde 50 kez sevişebilirler.
  ♥ Atların insanlardan 18 tane fazla kemiği vardır.
  ♥ Avustralya’daki tuvaletlerin sifon suları saat yönünde akar.
  ♥ Ayı inlerinin girişleri her zaman kuzeye bakar.
  ♥ Başkan John F. Kenndy, yirmi dakikada dört gazete okuyabilirdi.
  ♥ Baykuş mavi rengi görebilen tek kustur
  ♥ Beethoven beste yapmadan önce kafasını

soğuk suya sokardı.
  ♥ Bir Big Mac hamburgerin ekmeğinde ortalama

178 adet susam bulunuyor.
  ♥ Bir cam kırıldığında, ufalanan parçalar saatte

üç bin millik bir hızla etrafa saçılır.
  ♥ Bir devekuşunun gözü beyninden büyüktür.
  ♥ Bir Erkek Hayatının Ortalama 3350 Saatini Tıraş Olmak İçin Harcar.
  ♥ Bir hamamböceği kafası koptuktan sonra açlıktan

 ölmeden dokuz gün yaşayabiliyor.
  ♥ Bir insan yaşamı boyunca iki yüzme havuzunu

dolduracak kadar tükürük salgılar.
  ♥ Bir karınca kendi ağırlığının elli kati ağırlığı kaldırabilir.
  ♥ Bir karıncanın koku alma yeteneği en az bir kopeğinki

 kadar gelişmiştir.
  ♥ Bir kilo limonda bir kilo çilekten daha fazla şeker vardır.
  ♥ Bir kromozom bir genden daha büyüktür.
  ♥ Bir okyanusun en derin yerinde, demir bir topun

 dibe çökmesi bir saatten uzun sürer.
  ♥ Bir timsahın gözlerinin arasındaki mesafe, ayaklarının

büyüklüğüne eşittir.
  ♥ Birinin yüzünü hatırlamak için beynin sağ tarafı kullanılır.
  ♥ Buckingham sarayında 602 oda bulunuyor.
  ♥ Bugüne kadar bilinen en ağır böbrek taşı 1.36 kg
  ♥ Bugüne kadar kaydedilmiş en büyük dalga, 1971

yılında Japonya’nın İshigaki Adası’nda 85 metre yüksekliğine ulaşmıştır.
  ♥ Bugüne kadar ölçülmüş en büyük buz dağı, 200

mil uzunluğunda ve 60 mil genişliğindedir ve Belçika’dan

daha büyük bir yüzölçümüne sahiptir.
  ♥ Bukalemunların dilleri, vücutlarından iki kat
daha uzundur.
  ♥ Central park`ta yüzmek yasalara aykırıdır.
  ♥ Çocuklar baharda daha fazla buyuyor.
  ♥ Dalmaçyalılar gut olmayan tek köpek cinsidir.
  ♥ Değerli taşların çoğu birkaç elementten oluşur,

sadece pırlanta tamamen karbondan oluşur.
  ♥ Döllenmeden sonra çocuğun boyu 5 milyon kat buyur...
  ♥ Dünyada her dakika iki tane düşük şiddette deprem olmaktadır.
  ♥ Dünyada insan başına düşen karınca sayısı bir milyondur.
  ♥ Dünyadaki hayvanların yüzde sekseni altı ayaklıdır.
  ♥ Dünyadaki ilk telefon rehberinde sadece elli isim yer almıştı.

1878 yılının şubat ayında   ♥ Connecticut New Haven’da yayımlanmıştı.
  ♥ Dünyanın bir numaralı domuz üreticisi ve tüketicisi cinliler.
  ♥ Dünyanın en büyük şeker ihracatçısı Küba’dır.
  ♥ Dünyanın en hızlı büyüyen bitkisi bambu, bir günde 90 cm kadar uzuyor=.
  ♥ Eğer Barbie gerçekten yaşasaydı vücut ölçüleri 97–72 82 cm olacaktı.
  ♥ Eiffel Kulesi’nin tepesine çıkana kadar 1792 basamak vardır.
  ♥ Elektrikli sandalye bir dişçi tarafından icat edilmiştir.
  ♥ En fazla asfaltlı yola sahip ülke Fransa’dır.
  ♥ En yakin oldukları noktada, Rusya ve Amerikanın birbirlerine

uzaklıkları dört km `den daha azdır.
  ♥ Erkekler kadınlara göre on kat daha fazla renk koru oluyorlar.
  ♥ Eskimo dilinde kar yağışlarının farklarını tarif etmek için

kullanılan yirmiden fazla sözcük vardır.
  ♥ Fareler kusamaz.
  ♥ Filler zıplayamayan tek memelidir.
  ♥ Gecen 3500 yılın, sadece 230 yılı barış içinde yaşanmıştır.
  ♥ Global ısınma yüzünden yükselen deniz seviyesi 2050 yılında Shangai ve deniz kıyısındaki diğer cin şehirlerinde büyük sellere neden olacak.

 Bu sellerde 76 milyon kişi evsiz kalacak.
  ♥ Gözleri açık tutarak hapşırmak imkânsızdır.
  ♥ Gözlerimiz hiçbir zaman büyümez. Ama burnumuz ve

kulaklarımızın büyümesi asla sona ermez. 
  ♥ Güney Kore başkenti Seul, Kore dilinde "başkent" anlamına gelmektedir.
  ♥ Günışığından daha fazla yararlanmak için saat uygulamasını

Benjamin Franklin başlatmıştır.
  ♥ Günümüzde, evlenenlerin yüzde ellisi boşanmaktadır.
  ♥ Hamamböcekleri yaklaşık olarak 250 milyon yıldır yaşadıkları

halde hiçbir değişime uğramamışlardır.
  ♥ Hapşırdığınız zaman, kalbiniz de dâhil olmak üzere bütün vücut

fonksiyonlarınız bir an için durur.
  ♥ Hapşırırken Burnu ya da Ağzı Kapamak, Felce Neden Oluyor.
  ♥ Havuca rengini karoten verir.
  ♥ Hawaii alfabesinde sadece 12 harf bulunmaktadır.
  ♥ Her 25 kişiden biri astım hastasıdır.
  ♥ Her dört Amerikalıdan biri mutlaka televizyonda görünüyor.
  ♥ Her iki taraf da kan bağışında bulunursa, Paraguay’da düello

yapmak yasaldır.
  ♥ Herhangi bir okyanusun en uzak olduğu nokta cin’dir.
  ♥ Hindistan`da
oyun kâğıtları yuvarlaktır.
  ♥ Hindistan’daki yıllık doğum sayısı, Avustralya’nın toplam

nüfusundan fazladır.
  ♥ Hipopotamlar insandan daha hızlı koşarlar.
  ♥ İleri doğru bir adim atıldığında, insan vücudundaki 54 kas çalışır.
  ♥ İlk çamaşır makinesi 1907 yilinda Hurley Machine Co.

 Tarafından pazarlandı.
  ♥ İnciler sirkede erir.
  ♥ İnek sütünün pH değeri 6’dır.
  ♥ İngilizcedeki Wendy ismi, Peter Pan hikâyesinde

 kullanılmak üzere uydurulmuştur.
  ♥ İngiltere’deki bütün kuğular kraliçenin malidir.
  ♥ İnsan beyninin % 80’i sudur.
  ♥ İnsan beyninin ortalama ağırlığı 1.3kg’dır.
  ♥ İnsan elinde, en yavaş uzayan tırnak başparmağınki,

 en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
  ♥ İnsan saçı, üç kilo ağırlık kaldırabilecek esnekliktedir.
  ♥ İnsan vücudundaki en güçlü kas dildir.
  ♥ İnsanlar beyinlerinin sadece %10’unu kullanırlar.
  ♥ İnsanlar vücutlarında 300 adet kemikle doğuyorlar

ama yetişkin olduklarında bu sayı 206 ya düşüyor.
  ♥ İnsanlar yaşamları boyunca altı filin ağırlığına eşit

miktarda yiyecek tüketiyorlar.
  ♥ İnternetin yıllık büyüme yüzdesi 314.000’dir.
  ♥ Kadınlar erkeklere oranla iki kat fazla göz kırpar.
  ♥ Kanada, Kızılderili dilinde "büyük koy" anlamına gelmektedir.
  ♥ Kangurular geri geri yürüyemezler.
  ♥ Kaptan Cook, Antarktika hariç bütün kıtalara ayak basan ilk insandır.
  ♥ Kaşları yukarı kaldırmak için 30 kaşı harekete geçirmek gerekiyor.
  ♥ Kediler ultrason seslerini duyarlar.
  ♥ Kedilerin beyninde 32 adet kas vardır.
  ♥ Kelebekler ayaklarıyla tat alırlar.
  ♥ Kereviz yerken harcanan kalori, kerevizin içindeki

kaloriden daha fazladır.
  ♥ Kış aylarında, Moskova’daki buz pateni pistleri 250 bin metrekarelik bir alanı kaplar.
  ♥ Kıta isimlerinin hepsi ayni harfle başlayıp ayni harfle biter.
  ♥ Kirli kar, temiz kardan daha kolay erir.
  ♥ Kopeklerin ter bezleri ayaklarındadır.
  ♥ Kutup ayıları solaktır.
  ♥ Larry Hagman (JR.)Dallas dizisinin setinde hiç kimsenin sigara içmesine izin vermezdi.
  ♥ Marilyn Monroe’nun altı ayak parmağı vardı.
  ♥ Meşe ağaçları elli yaşına gelmeden meşe palamudu üretemezler.
  ♥ Mexico City her sene 25 cm kadar batıyor.
  ♥ Mickey Mouse’dan önce en meşhur çizgi film kahramanı Felix The Cat’di.
  ♥ Monako’nun ulusal orkestrası ordusundan daha geniş bir kadroya sahiptir.
  ♥ Mumyaların ayak parmakları tek tek sarılarak mumyalanmıştır.
  ♥ New York bir zamanlar Amsterdam`dı.
  ♥ Newton, yer çekimi kanununu fark ettiği zaman 23 yaşındaydı.
  ♥ Norveç’in kuzeyinde, her yaz 14 hafta gece gündüz güneşli geçer.
  ♥ Ortalama bir buzdağının ağırlığı 20 milyon ton.
  ♥ Ortalama bir erkek, hayatinin 3350 saatini tıraş olmak için harcar.
  ♥ Ortalama bir insan hayati boyunca iki yılını telefonda konuşarak harcıyor.
  ♥ Ortalama bir pire, kendi büyüklüğünün 150 katı yüksekliğe zıplayabiliyor. Bu oranı tutturmak için bir insanin yaklaşık 30 metre zıplaması gerekli.
  ♥ Ortalama olarak, Amerika’da günde üç adet cinsiyet değiştirme operasyonu gerçekleşmektedir.
  ♥ Ödemeli telefon konuşmalarının çoğu babalar gününde ediliyor.
  ♥ Pablo Picasso, parasızlık çektiği gençlik günlerinde yaptığı resimleri yakarak ısınırdı.
  ♥ Penguen yüzebilen ama uçamayan tek kustur.
  ♥ Peru’da hiç umumi tuvalet yoktur.
  ♥ Rodin’in unlu ‘Düşünen Adam’ heykeli aslında İtalyan şair Dante’nin portresidir.
  ♥ Rusya’nın dörtte biri ormanlarla kaplıdır. 

  ♥ Rusya’da doğudan batıya doğru seyahat edilirse, yedi saat kuşağı geçilir.
  ♥ Sadece bir tane kovboy filmi kadın yönetmen tarafından çekilmiştir
  ♥ Sadece dişi kanaryalar ötebilir.
  ♥ Sadece dişi sivrisinekler ısırır.
  ♥ Sağ elini kullanan insanlar sol elini kullananlara göre ortalama dokuz yıl daha fazla yaşıyorlar.
  ♥ Sahra çölündeki Tidikelt kasabasına on yıl boyunca hiç yağmur yağmamıştır.
  ♥ Salatalığın yüzde 96’si sudur.
  ♥ Sallanan sandalyede hiç durmadan sallanma rekoru 440 saattir.
  ♥ Sarışınların esmerlere göre daha fazla saçı vardır.
  ♥ Sığırların dört tane midesi vardır.
  ♥ Sihirli sözcük‘Abrakadabra’ ilk olarak yüksek ateşli hastaların ateşlerini düşürmek için söylenmişti.
  ♥ Sineklerin beş gözü vardır.
  ♥ Suudi Arabistan’da hiç ırmak yoktur.
  ♥ Sümüklüböceklerin dört tane burnu vardır.
  ♥ Tarantulalar iki bucuk yıl yiyeceksiz yaşayabilirler.
  ♥ Tarih boyunca yeryüzünde bulunan altın 200 kat daha fazlası okyanuslarda bulunmaktadır.
  ♥ Timsahlar dillerini dışarı çıkaramazlar.
  ♥ Timsahlar renk korudur.
  ♥ Tom sawyer daktiloda yazılan ilk romandır.
  ♥ Uranüs, çıplak gözle görülebilen bir gezegendir.
  ♥ Uyurken, televizyon seyrederken yaktığımızdan daha fazla kalori harcıyoruz.
  ♥ Ünlü çizgi film kahramanı Temel Reis, 1919 yılında Elzie Crisler Segar tarafından yaratıldı.
  ♥ Üzerinde barkodu olan ilk ürün Wrigleys marka sakızdır.
  ♥ Venus saat yönünde dönen tek gezegendir.
  ♥ Virginia woolf kitaplarının çoğunu ayakta yazmıştır.
  ♥ Yarım kilo bal yapabilmek için arılar iki milyondan fazla çiçekten bitki özü toplamak zorundadırlar.
  ♥ Yataktan düşerek ölme olasılığı iki milyonda birdir.
  ♥ Yazar Rudyard Kipling sadece siyah mürekkep kullanırdı.
  ♥ Yeni Zelanda, dünyadaki her türlü iklimin yaşandığı tek ülkedir.
  ♥ Yetişkin bir ayı, bir at kadar hızlı koşabilir.
  ♥ Yetişkin bir insan günde ortalama olarak 23 bin kez nefes alır.
  ♥ Yıllara göre ortalama alındığında, her sene eşekler tarafından öldürülen insan sayısı uçak kazalarında ölenlerin sayısından daha fazla.
  ♥ Yunuslar bir gözleri açık uyurlar.
  ♥ Zebralar beyaz üzerine siyah çizgilidir.
  ♥ Zürafalar 35 cm uzunluğunda siyah bir dile sahiptirler.
  ♥ Zürafalar yüzemez. Yüzse bile kesin boğulur
  ♥ Zürafaların ses telleri yoktur.

 

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

21/2/2007 - Adım Adım Sağlık İçin Spor

Kategori: BEDEN EGITIMI

 

Adım Adım Sağlık

 Sağlıklı bir hayat için genelde koşma sporu tavsiye ediliyor, yaşına, durumuna ve vaktine bakılmaksızın herkesin koşması isteniyordu. Fakat zamanla koşunun birçok-mahzurları ortaya çıktı. Bazı kişilerin kalbi dayanamadı ve yollarda kaldılar. Sağlanan faydaların, koşu bırakıldığında devam etmediği ortaya çıktı. Bunun üzerine koşudan vazgeçildi ve yürüyüşün en güzel spor olduğu keşfedildi.

Gerçekten yürümenin koşmaya göre pek çok üstünlükleri bulunmaktadır. Herhangi bir sistemik (Kalp-Damar, Solunum vs.) hastalığı olanların ve yaşlıların koşması uygun değildir, ama bunlar rahatça yürüyüş yapabilirler. Yürüyüş sporu sürekli yapılırsa, koşu ve diğer ağır sporların kazandırdığı faydaların çoğunu sağlar. Üstelik hiçbir tehlikesi de yoktur. Vücudun adale tonusunu yükseltir, kilo attırır, kalp-damar ve solunum sistemlerini sağlığa kavuşturur.

Yürürken tepeden tırnağa bütün vücut idman yapmış olur. Bel kasları kuvvetlenir, hareket etme kolaylaşır ve vücut esnekleşir. Kemikler sağlamlaşır, eklem aşınması gecikir. Sinir gerginlikleri ve sırt ağrıları hafifler.

Düzenli bir yürüyüş kalbin kaslarını kuvvetlendirir, çalışma yükünü azaltır ve dinlenme süresini uzatır. Bu bakımdan yürümek, özellikle kalp ve damar hastalıklarına yakalananlar için çok faydalıdır. Çünkü yürüyenlerin bütün vücut hücreleri, havanın oksijeninden daha çok istifade eder. Koşu sırasında ise, beden kapasitesi aniden yükseldiğinden, kas ve eklemler ile dolaşım sistemi zarar görebilmektedir.

Yürüyenlerin kanlarındaki plaketler (trombositler) birbirine yapışarak kümeler oluşturmaz. Böylece damarlar tıkanmaz, kanın akımı kolaylaşır ve kalp krizleri önlenmiş olur.

Image Hosted by ImageShack.us

Sağlılklı Bir Yaşam İçin Elele

Yine yürümek, yüksek tansiyonu aşağı çekerek kontrol altına alınmasını sağlar. Hafif veya orta derecede hipertansiyonu olanların kas basınçları, yürümeye başladıktan birkaç hafta sonra normale düşmektedir. Bu sporu yapan yüksek tansiyonlulardan yüzde 20-25'inde ise, bir iyileşme olmakta ve sentetik ilâçları kullanmasına lüzum kalmamaktadır. Aslında alınan bütün sentetik ilâçların yan tesirlere ve vücutta uyuşmazlıklara yol açtığı bilinmektedir.

Vücutta toplanan zararlı yağları eritmek için de koşmak şart değildir. Yürüyerek kilo atmak mümkündür. Sakatlanma tehlikesinin olmamasının sebebi ise, yürürken adımlarımızın vücut ağırlığının 1-1,5 katı gibi küçük bir darbe ile yere çarpmasıdır. Oysa koşmada bu oran vücut ağırlığının 3-4 katıdır.

Koşma sırasında önemli miktarda sıvı kaybedildiğinden, mühim elektrolitlerde azalma meydana gelir. Zira terleme ile vücuttan tuzla birlikte potasyum ve magnezyum da atılmaktadır. Bu da yürüyüşte olmayan bazı mahzurlara yol açar.

Yürüyenlerin beyninde ağrıları yok eden adrenalin ve anderphin miktarı artmakta bu sayede kişilerin düşünme yetenekleri gelişmektedir.

Yürümenin en büyük üstünlüğü ise basitliğidir. Herhangi bir âlet veya oyun sahası bulmak veya tükeninceye kadar zorlanmak gerekmez.

Gerçekten bol bol yapılan yürüyüşün vücudumuza sayısız faydalan vardır. Bir yere giderken, elden geldiğince taşıta binmeyelim ve yürüyelim. Asansör yerine merdivenleri kullanalım. Yoruluncaya kadar yürümeyi tercih edelim.

Yazımızı, Peygamber Efendimizin (S.A.V.) asırlar öncesinden gelen ve gün geçtikçe tazelenen mesajları ile bitirelim:

"En hayırlı tedavi burundan ve ağızdan alınan ilâç, hacamat ve yürüyüşle yapılan tedavidir." (El Uhu-dül Kübra)

"Yolculuk edin. Sıhhatli olur, ferahlık duyarsınız." (Tıbbî Nebevî)

Sefa SAYGILI

Alıntıdır.

kaynak : http://www.zaferdergisi.com 

 

0 YorumYorum yaz!Bağlantı

19/2/2007 - COĞRAFYA

Kategori: COGRAFYA

 

  COĞRAFYA UYDU RESİMLERİ

 

<